Akciğer Susuz Kalırsa Ne Olur?
Gözlerim Gibi Olan O An
Kayseri’nin karanlık sokaklarından birinde yürürken, aklımda tek bir şey vardı: Akciğerlerim. Birçok kez düşündüm, “Ya susuz kalırlarsa?” İnsan vücudu hakkında düşündükçe, her şeyin birbirine bağlı olduğunu fark ediyorsunuz. Akciğerlerim gibi. O kadar hayati bir rolü var ki, insan hiç düşünmeden onlara yükleniyor, ama bir an için susuz kaldıklarını hayal edebiliyor musunuz? O zaman ne olur?
Küçük bir çocukken, annem hep “Her zaman su iç, vücudun suya ihtiyaç duyar” derdi. Bunu hiç unutmadım. Ve şimdi, 25 yaşında bir genç olarak, her gün su içmeye özen gösteriyorum. Ama işte, akciğerlerin susuz kaldığı zaman, sadece suya ihtiyacı olan bir şey değil; bu, tüm bedenin çöküşünü simgeliyor. Aniden tıkanan bir nefes, boğazınıza takılan bir düğüm gibi. Bu duyguyu biliyorum. Zaten hayat da çoğu zaman, tam da böyle anlardan ibaret değil mi?
O Boğulma Anı
Bazen, sabahları ilk sigara dumanını içime çektiğimde, burnumda bir yanma hissi oluşur. Sanki akciğerlerim su gibi bir şeye ihtiyaç duyuyordur ama ben ona vermem. O an, akciğerlerin susuz kaldığı o korkutucu düşünce aklıma gelir. Eğer akciğerlerim gerçekten suya susamışsa, ne olur? Göğsümdeki baskı giderek artar. Yavaşça, ama keskin bir şekilde nefes almak zorlaşır. Bir anda, sağlıklı bir insan gibi hissettiğimi sanırken, bir şeylerin yanlış olduğunu anlamaya başlarım. Sanki akciğerlerim susuz kalmış, canı sıkılmış gibidir.
Bir gün, Kayseri’nin o soğuk kış sabahında bu his tekrar geldi. Dışarıda kar yağıyor, ben ise yürümeye devam ediyorum. Ama o an, akciğerlerimle kalbim arasında bir mesafe vardı. Tıpkı, her şeyin ve herkesin birbiriyle bağlantılı olduğunu bilerek yalnız hissetmek gibi. Ne var ki, bir hayal kırıklığı daha hissettim. O kadar susamışlardı ki, ne yaparsam yapayım, susuzluğu geçiremedim.
Akciğerlerin Susuzluğu
Akciğerler gerçekten susuz kalabilir mi? Neden olmasın? Belki de fiziksel olarak değil ama duygusal olarak bir şeylerin eksik olduğu anlarda, akciğerler de susuzlaşır. Bir insanın ağzından çıkan her kelime, her nefes, ruhunun bir parçası gibi. Bazen en derin duygular, soluğunda yankı bulur. Ama hayatta bazen öyle anlar gelir ki, içindeki bu boşlukları doldurmak çok zor olur. Akciğerlerin susuz kalması da bu gibi bir şeydir. O kadar uzakta ve iç içe hissettiğiniz duygular bir anda kesilip kalır. Nefes almak zorlaşır, bir şeyleri hissetmek zorlaşır.
Kayseri’nin karanlık sokağında yürürken hissettiğim o an, içimi yakan bir anıydı. Bir an için kalbim çarptı, nefesim daraldı. İçimden bir şeyler eksikti ama ne olduğunu bilemiyordum. Tıpkı akciğerlerimin susuz kaldığı gibi, ben de susuzdum. Hayat beni fazlasıyla zorluyor gibi hissediyordum. Ama belki de her şey, en derin anlarda yaşanıyordu.
Umutla Gelen Nefes
O anın ardından, biraz daha derin bir nefes alarak düşünmeye başladım. Akciğerlerin susuz kalması ne demekti gerçekten? Sadece fizyolojik bir şey miydi? Ya da duygusal anlamda bir şeylerin eksikliğini mi hissettiriyordu? Bu düşünceler arasında kaybolurken, birden fark ettim ki, akciğerler susuz kaldığında, aslında hayata karşı bir isteksizlik olurdu. Hangi hava gelirse gelsin, akciğerler soğur, kurur, susar. Ama sonra… sonra bir umut gelir. Bir şeyler değişir.
Çünkü her şeyin ötesinde, bir insanın en büyük gücü, yeniden nefes alabilmesidir. Akciğerler susuz kaldığında bile, su arayan bir beden vardır. O susuzluk, bir gün geçer. Bir gün, o nefesi alırsın ve yeniden hayata karışırsın. Beden, tıpkı bir çiçek gibi, tekrar canlanır. İşte o zaman, suyun önemi anlaşılır.
Sonuç: Nefes Almak Gibi
Akciğerlerin susuz kalması sadece fiziksel değil, duygusal bir boşluk yaratır. Sanki bütün dünya daralmış, seni izleyen bir boşluk varmış gibi hissedersin. Ama unutma, her zaman bir yol vardır. Derin bir nefes alıp, kalbinin sesini dinle. Su gibi. Çünkü hayatta bir şeyler zorlaşsa da, her zaman nefes almanın gücü vardır. Akciğerler susuz kalabilir, ama sen bir gün yeniden nefes almayı öğrenebilirsin.